X


MİLANOLU BİR MİMAR: PIERO PORTALUPPI VE BİR SANAT GALERİSİ

image banner

Fotoğraf: Portaluppi Arşivi
Bir şehri özellikli kılan binaları mıdır, insanları mı? Bu sorunun cevabı uzun araştırmalar gerektirebilir ancak ikisini birbirinden ayrı düşünmek hemen hemen imkânsız.

Binaların şehrin dokusunu oluşturan temel öğelerden biri olduğu söylenebilir. Dünyada mimari turizmin en gözde merkezlerinden biri olan İtalya; Roma, Floransa ve Venedik gibi şehirleriyle nefes kesebiliyor. Senelerce üvey evlat muamelesi gören Milano ise, son yıllarda hak ettiği ilgiyi görmeye başladı. Milano'nun bitişik nizam evleri, gizli avluları, zarif gökdelenleri ile kendine has mimarisinde; orada doğmuş, büyümüş ve okumuş olan mimarların rolü büyük. Piero Portaluppi de, Milano'da doğmuş ve bu şehre damgasını vurmuş mimarlardan.

Yarattığı binaların dışı kadar, iç mekanlardaki eşsiz çözümleri ile de ziyaretçileri kendine hayran bırakan Portaluppi'nin en meşhur eserleri Casa degli Altellani ve Villa Necchi Campiglio denebilir. Ancak bu yazımda, Casa Corbelini-Wasserman'dan bahsedeceğim. 1934-36 yılları arasında inşa edilen bina, Milano'daki rasyonalizm akımının en önemli örnekleri arasında yer alıyor. 5 katlı iki binadan oluşan yapının cephesi gri ve pembe Ornavasso mermeri ile kaplı. Giriş katındaki dubleks 'asil daire' olarak anılan daireler gerek boyut gerek malzeme seçimi ile lüks kategorisinde, üst katlar ise normal apartman dairesi olarak tasarlanmış.
Ünlü galerist Massimo de Carlo, 10 yıl önce giriş katındaki 'asil daire'yi ziyaret ediyor ve çok etkilenerek sanat galerisini buraya taşımaya karar veriyor. Yapıldığı yıldan itibaren hususa mahsus ev ve ofis olarak kullanılan daire, son 15 yıldır âtıl kalmış. Uzun bir restorasyon süreci geçiren daire, Massimo de Carlo Sanat Galerisi olarak geçtiğimiz 8 Mart'ta kapılarını açtı, böylece daire ilk kez halkın ziyaretine de açılmış oldu.
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Restorasyonu üstlenen Studio Binocle, ünlü mimar Antonio Citterio'nun danışmanlığı altında ve Milano Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü denetiminde, Portaluppi'nin orijinal çizimlerine sadık kalarak son derece özenli bir çalışma çıkarmış. Giriş holündeki Po Ovasını ve faunasını tasvir eden masalsı duvar resminin aslına uygun restorasyonu ile kendini gösteriyor.
Fotoğraf: Meryem Bursalı
İç mekân düzenlemesi lineer değil. Boyutları cüretkâr tutulmuş toplam 8 adet olan odaların hepsi birbiri arasında geçişli. Bir odadan diğerine, oradan da bir diğerine geçerek evde tam bir tur atmak mümkün.
Fotoğraf: MDC Galerisi
Prestijli malzemelerin kullanıldığından bahsetmiştim; Portaluppi'nin, başka projelerinden aşikâr ve hatta âşık olduğumuz mermeri kullanma becerisi, burada da başrolde. Örneğin, kendisinin 'millerighe' yani 'bin çizgi' adını verdiği zemin döşemesinde 4 farklı mermer kullanmış. Hatta yeşil de kendi içinde 3 farklı mermere ayrılıyor: Verde Alpi Cesana, Verde Issorie, Verde Roja. Beyaz olan İtalya'nın medar-ı iftiharı Carrara, koyu kahverengi olan Rosso di Levanto, turuncu is Rosso Amiata mermeri.
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Zemin kaplaması yanında, süpürgelik, kapı çerçeveleri, niş duvar kaplaması olarak da karşımıza çıkan mermer, odalar arası bir devamlılık sağlıyor. Mimar, malzemeyi yer yer geometrik formlarda yer yer bütün bloklar halinde kullanmaktan çekinmemiş.

Portaluppi'nin mimari imzası olan detaycı dehası sayesinde, malzemeler arasındaki geçişler ahenk içinde çözülmüş. Bugün galerinin sergi mekanına dönüşmüş odaların zemini, ceviz parke ile kaplı ve bu parke son derece zarif alüminyum şeritler ile zenginleştirilmiş.
Fotoğraf: Meryem Bursalı
İç kapılarda da ceviz ağacını tercih eden mimar, pencere doğramalarında meşe kullanırken, pencereleri etraflıca kapsayan gömmeli dolap sisteminin dışını kök ceviz kaplama, içini çınar ağacından tasarlamış! Tam bir ağaç şöleni!
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Radyatörlerin yerleştirildiği nişler, bakır ızgaralar ile kaplı. Bu ızgaraların da desenleri elbette odaya göre değişiyor, bazısı baklava formunda iken, bir diğeri iç içe geçmeli örgü formunda, bir diğeri ise dikey silindirik öğelerden oluşabiliyor.
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Hiçbir mimari detayın es geçilmediği bu evde, en önemli dekoratif unsurlardan bir tanesi de şömine.
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Yine, her biri özenle seçilmiş farklı mermerden oluşan 2 şömineden bir tanesi çok farklı: Bahçeye açılan odanın köşesindeki yuvarlak kenarlı şömine. Konik bacasından yukarı doğru yükselen yarı-kabartma süslemelerde uzak doğu esintisi görülüyor.
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Bahçeye açılmışken, bahçedeki mermerden yapılma ikonik döner merdivenin, aslında 1933 yılında 5. Triennale'deki bir stant için üretilmiş olduğunu, daha sonra sökülüp buraya monte edildiğine değinmeden geçmemek gerek. Stant, Portaluppi'nin 4 ayrı genç mimardan oluşan BBPR grubuyla birlikte ortak tasarımı.

Fotoğraf: Meryem Bursalı
Banyolar da, şömine veya tavanlar gibi, kendi içlerinde ayrıca projelendirilmiş. Tahminimce Portaluppi'nin en çok eğlendiği alanlardan bir tanesi. Elbette banyolarda da mermer çok cömertçe kullanılmış. Ceviz kaplama gardıroptan geçilerek varılan misafir banyosu boydan boya Fior di pesco Carnico mermerinden yapılma.

Fotoğraf: Meryem Bursalı
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Fotoğraf: Meryem Bursalı

Bahçeye bakan esas banyo ise pespembe bir Ornavasso mermeri ile döşenmiş. 
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Fotoğraf: Meryem Bursalı
Daha kuytu bir köşedeki küçük banyoda ise bütün görkemiyle yeşil Challant mermeri ve beyaz Valle Strona mermeri boy gösteriyor.

Fotoğraf: Meryem Bursalı

Fotoğraf: Meryem Bursalı

Kapı ve tavan detayı (Fotoğraf: Meryem Bursalı)
Kapı ve tavan detayı (Fotoğraf: Meryem Bursalı)